Şahmaran Filmindeki Lilith Kimdir? Biraz Büyü, Biraz Dram, Biraz Da Mizah
İzmir’de yaşıyorum. Şehirdeki sokaklardan birinde yürürken, birden gözüme takılan bir afiş: “Şahmaran”. Hah, dedim, işte bu, aklımda bulutlar içinde kaybolan bir soruyu çözecek! Gerçekten çözülecek mi? Emin değilim, ama kesinlikle kafamı meşgul edecek. Şahmaran filmini izlemeye karar verdim, çünkü bir arkadaşımın “Aaa, Lilith kimdir?” sorusuyla karşılaştığımda biraz kafamda beliren “o kimdi ya?” sorusunu daha netleştirmek istedim.
Şimdi sizlere, “Şahmaran filmindeki Lilith kimdir?” sorusuna esprili bir şekilde, kendimle de dalga geçerek bir cevap vermeye çalışacağım. Hadi başlayalım!
Lilith’in Kim Olduğunu Filmi İzlemeden Anlamak Zor
Önce küçük bir açıklama yapmam gerek: Şahmaran filmi, aslında hem fantastik hem de mitolojik unsurlar taşıyan bir yapım. Ama işin içine biraz da yerel halk hikâyeleri ve efsaneler girince, tam olarak ne olup bittiğini anlamak biraz zor olabiliyor. Lilith, filmdeki karakterlerden biri, ama ne bir peri, ne de sıradan bir insan! Kısacası, Lilith’in kim olduğunu anlamadan bir kadeh içki içip rahatlayamayacaksınız.
Filmin başından itibaren her şeyden şüphe duyuyorsunuz. Hani, bir arkadaşınızın anlattığı o garip hikâye var ya, onu dinlerken “Ya abartıyorsun” dediğinizde, bir bakmışsınız gerçekten de her şey abartılı bir şekilde gerçekleşiyor. İşte Lilith de böyle bir karakter. Filmin gidişatında “ya bu gerçekten mi oluyor?” diye düşündüğünüz anlar fazlasıyla var.
Lilith: Sadece Bir Kadın mı, Yoksa Başka Bir Şey Mi?
Şahmaran’daki Lilith, hem filmdeki ana karakter olan Maran’ın hayatını şekillendiren hem de izleyiciyi sürekli olarak farklı bir dünyaya çekmeye çalışan bir figür. Bir yanda efsanevi bir varlık, diğer tarafta ise tamamen insan olan birisi. Gerçekten de bir karmaşa içinde sıkışıp kalmış gibi. Hani bazen kendinize sorarsınız ya “Bu kadın gerçek mi, yoksa beni manipüle mi ediyor?” işte Lilith de tam olarak bu soruyu kafamızda sürekli olarak çaldırıyor.
Öyle bir karakter ki, içsel çatışmaları olan, çok katmanlı bir yapıya sahip ve filmi izlerken siz de onun derinliklerine inmek istiyorsunuz. Hani birini çok seviyorsunuz ama bir türlü ne istediğini anlamıyorsunuz ya… O işte tam olarak böyle! Gerçekten ne yapmak istediğini izlediğinizde biraz kafa karıştırıcı, ama bir yandan da çok çekici.
Aşağı yukarı Lilith, kötülük ve iyilik arasında gidip gelmektense, aslında her ikisini de içeren bir karakter. Evet, biraz yılan gibi! Ama bu yılan, bir o kadar da akıllı, bir o kadar da insanî duygulara sahip. Durum biraz da şuna benziyor: Hayatta herkes “İyi insan olmak” diye bir şey var ya, ama Lilith işte tam o çerçevenin dışına çıkmayı başarmış.
Biraz Mizah, Biraz Gerçek: Kendi Hayatımla Kıyaslamalar
Hani bazen diyoruz ya: “Beni anlamadılar!” diye. O an bir bakıyorsunuz, aslında biraz kendi iç çatışmalarınıza çekiliyorsunuz. Filmi izlerken Lilith’i ilk gördüğümde, “Tamam, bu karakter kesinlikle hayatıma giren o tipik dram karakterlerinden biri” dedim. Çünkü gerçek hayatta da öyle değil midir? Sürekli olarak sorular sorarız: “Hangi yönüm doğru, hangisi yanlış?” Ama Lilith’te öyle bir durum var ki, “İçindeki iyiliği mi, kötülüğü mü dinleyeceksin?” sorusunu net bir şekilde kafanda soruyorsun.
İzlediğimde Lilith’le biraz da özdeşleştiğimi fark ettim. Hani o karmaşık ruh halini yaşayan biri oluyorum bazen. Sabahları kahve içiyorum, akşamları ise gerçekten kendimle savaş halindeyim. O yüzden dedim, “Evet, Lilith’e benziyorum aslında ama kötü taraflarını almamaya dikkat etmeliyim.” (Not: Benim bu tür içsel monologları yaparken dışarıdan bana bakıldığında biraz “absürd” bir hâlim olabilir.)
Lilith’in Hikâyesindeki Çatışma: İyi ile Kötü Arasındaki İnce Çizgi
Şahmaran filmindeki Lilith’in kim olduğunu sorguladığınızda, aslında bir içsel çatışmaya tanık oluyorsunuz. Kötü mü, iyi mi? Bazen kendinizi tam anlamıyla anlatamıyor, bazen de etrafınızdaki insanların sizi anlamasını bekliyorsunuz. Lilith de aslında filmde aynı yolu izliyor. Hem Maran’a çekici geliyor, hem de ona sürekli sorunlar çıkartıyor. Ne istediğini bilmeyen bir karakter gibi görünüyor, ama işin içine girdiğinizde ve arka plandaki anlamı sorguladığınızda, her şeyin aslında çok daha karmaşık olduğunu görüyorsunuz.
Evet, biz de günlük hayatta bazen böylesine içsel çatışmalara giriyoruz. “Hangi iş daha önemli, hangisine öncelik verelim?” gibi. Gerçekten karar vermek, ama sonuçta herkesin beklediği rolü yerine getirmek zorunda kalmak… Hani iş yerindeki “ya bu proje gerçekten tutar mı?” sorusu gibi, ama işte Lilith de tam bu ruh haline uygun.
Lilith: Yılan mı Kadın mı?
Beni Şahmaran filmi üzerine en çok düşündüren şeylerden biri, Lilith’in gerçekten kim olduğunu anlamak oldu. Yılan şeklinde tasvir edilen bu figür, mitolojideki birçok anlamı da içinde barındırıyor. Yılan, hem tehdit edici hem de büyüleyici bir varlık olarak kabul edilir. Filmde, Lilith’in yılanla olan bağı, onun gizemini, aynı zamanda içsel çatışmalarını simgeliyor.
Lilith’in “Yılan” olması bir metafordur. Yılan, hem yaralayan hem de iyileştiren bir varlık olarak, Lilith’in de karakterindeki bu ikili yapıyı çok iyi şekilde yansıtır. Ama yine de, içindeki bir insan duygusunun hâkim olduğunu hissediyorsunuz. O yüzden izlerken, “Bu kadın gerçekten kim?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Sonuç: Lilith Kimdir? Bir Miti, Bir Kadın ve Bir Karmaşa
Sonuç olarak, Şahmaran filmindeki Lilith, kesinlikle basit bir karakter değil. İçindeki iyilikle kötülüğün arasındaki dengeyi sürekli değiştiren, bir bakıma bir içsel çatışma yaşayan ve aslında herkesin içinde bulunan bir yönü temsil eden çok katmanlı bir figür. Onu anlamak, aynı zamanda hem kendinizi anlamak gibidir.
Benim gibi bir genç için, Şahmaran filmi ve Lilith karakteri üzerine düşünmek, bir yandan eğlenceli, diğer yandan da bayağı derin bir deneyim oldu. Bir noktada şunu fark ettim: Biz de bazen içsel çatışmalar içinde kayboluyoruz, ta ki kendimizi gerçekten tanıyana kadar. Lilith’in kim olduğu sorusu, aslında biraz da herkesin içindeki karmaşayı ve seçmek zorunda kaldıkları yönleri temsil ediyor.
Bunu keşfettikten sonra, belki de bir gün “Lilith gibisin!” dediğinde, “Beni anlamıyorsun!” demek yerine, sadece bir gülümseme atarım.