Triger kayışı kaç para? Bir arızanın, bir günün ve içimde kalanların hikâyesi
Catmedya okuyucularına özel bu yazımızda “Triger kayışı kaç para” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava ister yaz olsun ister kış, insanın yüzüne çarpan o keskinlik değişmez. Ben 25 yaşındayım. Günlük tutarım. Bazı şeyleri içimde tutamam, yazıya dökerim. Bu hikâye de öyle başladı; sıradan bir gün gibi görünen ama içimde uzun süre yankılanan bir gün.
O sabah hiçbir şey farklı değildi aslında. Kahvemi içmiş, işe geç kalmamak için acele etmiş, anahtarı cebime koyup çıkmıştım. Arabamı çalıştırırken o sesi duydum. İlk başta önemsemedim. Her araba bazen garip sesler çıkarır diye düşündüm. Ama o ses, sanki bir şeyin “ben buradayım ve bozuluyorum” demesiydi.
İşte o an içime küçük bir huzursuzluk düştü. Adını koyamadığım bir his.
Yolda kalan ses
Araba ilerledikçe ses artmadı ama kaybolmadı da. Bu daha kötüydü. Çünkü kötü bir şeyin büyümesinden çok, sabit kalması insanı daha çok gerer. İçimden sürekli aynı cümle geçiyordu: “Bunda bir iş var.”
Sanayinin yolunu tuttum. Kayseri’de sanayiye gitmek, bir tür gerçeklikle yüzleşme ritüeli gibidir. Orada kimse sorunları süslemez. Ne varsa söylenir. Belki de bu yüzden insan biraz çekinir.
Ustaya arabayı bıraktığımda yüzüme uzun uzun bakmadı bile. Dinledi, kaputu açtı, bir süre sessiz kaldı. Sonra o cümleyi söyledi:
“Triger kayışı gitmiş gibi.”
O an içimde bir şey düştü. Sanki bir cümle değil de küçük bir umut kopmuş gibi hissettim.
“Triger kayışı kaç para?” sorusunun ağırlaşması
Soruyu sormadan önce bile cevabından korktuğumu fark ettim. Ama yine de sordum:
“Triger kayışı kaç para?”
Usta önce direk cevap vermedi. Elini silip yere baktı. Bu bakışlar, ustaların dilidir aslında. Kötü haberi rakamdan önce hissettirirler.
“Parçayla işçilik değişir ama… seni zorlar biraz.”
İşte o an kelime “zorlar” kafamda büyüdü. Para değil, rakam değil… “zorlar” kelimesi. Çünkü bu kelime, sadece cüzdanı değil hayatı da içine alır.
Beklemek
Arabayı bırakıp dışarı çıktığımda hava daha soğuktu sanki. Kayseri’nin rüzgârı yüzüme vururken elimde telefon, hesap makinesi gibi düşünmeye başladım. Banka hesabım, ay sonu, kiram, küçük borçlarım… Hepsi aynı anda önümde dizildi.
“Triger kayışı kaç para?” sorusu artık basit bir merak değildi. Bir karar meselesiydi. Ya yaptıracaktım ya da biraz daha erteleyecektim. Ama ertelemenin ne anlama geldiğini de biliyordum: risk.
Yürürken kendi kendime konuştuğumu fark ettim. Bazen insan yalnızken en çok kendine ses çıkarır.
“Bunu şimdi yaptırırsam ayı nasıl çıkaracağım?” dedim içimden.
Sonra hemen başka bir ses geldi: “Ya bozulursa?”
İki ses arasında gidip gelmek, insanın içini yoruyor.
Sanayide geçen saatler
Sanayide oturup çay içtim. Yan masada iki kişi başka bir araba hakkında konuşuyordu. Onlar için de mesele aynıydı aslında: para, zaman, mecburiyet.
Bir çocuk çırağın elinde yağlı bezle koşuşturduğunu gördüm. Belki 17 yaşında, belki daha küçük. Yüzünde yorgun ama alışmış bir ifade vardı. O an düşündüm; bazı insanlar arızaları tamir etmeyi öğrenmeden önce hayatın ağırlığını öğreniyor.
Telefonuma baktım. Günlük uygulamasını açtım ama yazamadım. İlk defa kelimeler içimde sıkıştı.
Haber
Usta beni çağırdı. Sesinden anladım, iyi bir haber değildi.
“Triger komple değişecek. Tek başına kayış değil bu iş.”
Sonra rakamı söyledi.
O an içimde bir boşluk oluştu. Ne çok büyük bir çığlık vardı içimde, ne de sessiz bir kabulleniş. Sadece boşluk.
“Triger kayışı kaç para?” sorusunun cevabı artık bir sayıydı ama o sayı, benim o ayki planlarımı yeniden yazıyordu.
Bir an güldüm. Evet, gerçekten güldüm. Çünkü bazen insanın yapabileceği tek şey bu olur. Hayal kırıklığı o kadar netti ki, başka bir duyguya dönüşemiyordu.
Hayal kırıklığının sessiz hali
Arabaya baktım. Sanki bana küs gibi duruyordu. Belki de ben ona küsmüştüm.
“Zamanlama kötü,” dedim kendi kendime.
Ama aslında zamanlama değil, hayatın kendisi kötüydü o an.
Usta işi aceleye getirmedi. Parçaları gösterdi, neden gerektiğini anlattı. Ama ben artık teknik kısmı dinlemiyordum. Ben sadece hesabı düşünüyordum.
Bir karar anı
Bir süre sessiz kaldım. O sessizlikte içimde başka bir şey oldu. Korkunun yanına yavaş yavaş kabul karıştı.
“Tamam,” dedim sonunda. “Yapın.”
O an içimde garip bir rahatlama oldu. Çünkü karar vermek, belirsizlikten daha kolaydı.
Ama yine de içimde bir yer sızladı. Sanki planladığım küçük hayat düzeni biraz yerinden oynamıştı.
Küçük umutlar ve büyük giderler
Usta arabayı içeri aldı. Ben dışarıda kaldım. Kayseri’nin o kuru rüzgârı yine yüzüme vurdu.
Bir bankta oturup uzun süre sadece baktım. İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor.
Telefonumu açtım. Bir arkadaşım mesaj atmıştı: “Akşam çıkalım mı?”
Bir an düşündüm. Çıkabilir miydim? Evet. Ama içimden gelmedi.
Çünkü “Triger kayışı kaç para?” sorusu sadece bir tamir masrafı değildi artık. O günün bütün duygusunu taşımaya başlamıştı.
Akşamın gelişi
Gün akşama dönerken araba hazırdı. Usta anahtarları uzattı.
“Tamamdır. Artık sıkıntı olmaz.”
Basit bir cümleydi ama benim için büyük bir rahatlamaydı. Sanki içimde sıkışmış bir şey çözülmüştü.
Arabaya bindim. Kontağı çevirdim. Motorun sesi farklıydı. Daha düzenli, daha sakin.
O an derin bir nefes aldım.
İçimde kalan düşünce
Okumaya Değer: Teneke kola kutusu alüminyum mu ?
Eve dönerken yol boyunca düşündüm. Hayat bazen büyük şeylerle değil, böyle küçük ama zorunlu masraflarla kendini hatırlatıyordu.
“Triger kayışı kaç para?” sorusu artık sadece bir fiyat sorusu değildi. Bir günün nasıl değişebileceğini anlatan bir cümleydi.
Eve vardığımda arabayı park ettim. Kontağı kapattım. Sessizlik geldi.
Ve o sessizlikte şunu fark ettim: bazı günler seni üzmek için değil, seni biraz büyütmek için yaşanıyor.
Günlüğümü açtım ve sadece şunu yazdım:
“Bugün bir parça değişti. Sadece arabada değil, içimde de.”
“Triger kayışı kaç para” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Catmedya ailesi olarak her zaman yanınızdayız!